Design and Programm AWCM Team Corum merkeze bagli Gökköy köyü, Corum, corum köyleri, yemek tarifleri, kiz isimleri, erkek isimleri Çorum, corum köyleri,yemek tarifleri, kız isimleri, erkek isimleri Tüm hakları saklıdır
Site Ana Sayfa
   16. Ekim 2018, Salı      
 Ana Sayfa
 İlimiz Çorum
 Köyümüz Gökköy
 Gökköy Derneği
 Duyurular
 Kaybettiklerimiz
 Yaşam ve kültür
 Video-slayt
 Arşiv
Albümler
Yazarlar
Favorilerime Ekle!
Gonca Özdek Faki
  Ana Sayfa >  YAZARLAR
Filiz Gül
Filiz Gül
Filiz Gül
EKSEN KAYMASI

Ülke ellerimizle yücelttiğimiz tehdit unsurlarıyla dola dursun biz adam adama birbirimize duruyoruz

       24 Ağustos 2011        00:00:15        69786   (defa okundu)             

İçerisinde bulunduğumuz kaotik dönem, Türk Milleti'nin, kendi hür iradesiyle ve çoğunluğuyla inşa edilmiştir. Her iki kişiden biri günümüz nizam ve gidişatından memnun oluyor olmalı ki hükümranlığın önünü açmaya destek vererek devam etmektedir. Hatta kendi güdümlerini beğenmeyen veya doğru bulmayan kişi, grup, zümre ya da topluluklara karşı karşıya gelince de ötekileştirme, yaftalama, gözardı etme, sindirme çabalarına girmektedirler. Anlayamadıkları nokta da her zaman şu oluyor; destekledikleri siyasi- ideolojik kişi, topluluk ve iktidarın yani devletinin yönetip, koruyup sahip çıkması gerekliliğini bilmeden ya da idrak edemeden bunu lütuf sanıp başlarının üzerine koyma çabası, iktidarı içselleştirip adeta ilahlaştırması, o devleti oluşturabilecek gücün, devleti ayakta tutan asıl erkin kendileri olduklarını ayırt edemiyor olmalarıdır.


Oysa ne vehamet içeren bir durumdur ki; kendi isteğiyle, kendi eliyle güdülmeye meydan verip sonrasında itiraz dahi etmemek ya da edememek...

Ülke ellerimizle yücelttiğimiz tehdit unsurlarıyla dola dursun biz hala öyleydi böyleydi düşüncesiyle mevzuları bireyselleştirip tabiri caizse adam adama birbirimize duruyoruz. Bunu bize yaptıran kim peki, hiç durup düşündünüz mü ?

Esasen evrendeki her şeyin bir amacı vardır. Uyumsuz hiç kimse, tuhaf hiçbir şey yoktur, rastlantı yoktur. Her şey belirli bir düzene ahenk içinde dahil olmuştur. Sadece anlamadığımız şeyler vardır. Anlamadığımız şeyler açıklanmaya olanak bulamayınca da kendi içimizde bir karşıtlık, ötekilik oluşturmaya müsait yapı kurulmaktadır. Halbuki işin nedenini, niçinini bilmek isteyince aslında hiçbir şeyin cevapsız kalmayacağı aşikardır.
Hal böyle iken; karşıtlığa, öteki olmaya, sömürülmeye mahal vermemek, psikolojik yıpratmalarda bulunmamak mümkün. Neden aynı topraklarda yaşayan insanlar birbirine kırdırılsın, irite edilip peşkeş çekilsin ki? Neden ben değil biz olgusunu yaşamayı, özümsemeyi beceremiyoruz ? (!)

Tarihler boyu bu hükümranlık  sahiplerinin çıkar oyunları doğrultusunda gerçek erkin bizde olduğunun farkına bile varmadan oyunlarının piyonları olarak oradan oraya hamlelerini sağlıyoruz. Kendi mutlulukları için bizlere yarattıkları bu kaotik ortamda birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularının ütopik bir olaymış gibi algılanmasına ortam hazırlayacak durumları yaygınlaştırıyoruz.

 

Emsal; “Türkiye’de Müslümanlar kendi ülkelerini emperyalizme karşı savunamıyor, savunamadıkları gibi de Amerika ile birlikte diğer Müslüman ülkelere yapılan saldırılara destek veriyor.”  şeklinde ulusal basında birçok haber çıktı. Oysa ki hepimiz aynı ümmetin insanları, aynı Adem’in oğulları değil miyiz? Buna karşında solcular (birileri tarafından Müslüman olmamakla yaftalanan, laikliğin ardına sığınan lain, ötekileştirilen kesim) hem ülkelerini emperyalizme karşı savunuyorlar hem de Amerika’nın saldırdığı Müslüman ülkeler için direniyorlar. Emperyalizme direnmek için Solcu, Müslüman, Türk veya Milliyetçi olmak gerekmiyor. Sömürülen her insanoğlu, ben değil biz olgusuna sahip her fert sömürüye, birliği bozanlara karşı direnir. Eğer bugün Müslümanların çoğu emperyalizme karşı direnmiyorsa, bu onların Müslüman olmasından değil, empoze edilen toplumsal-ideolojik güdümdendir.

İçinde yaşadığı düzen, ilişkiler, etkileşimler, yönetilme biçimleri emperyalizmle iç içe geçmiş yada teslim olmuş olduğu için olayın vahametinin ne olduğunu algılayamamanın verdiği bilgisizlik ve boş fikriyattan dolayı direnmiyor ya da direnemiyor. Uykuya dalmış gözlerin yeniden dünyaya açılması için daha kaç zaman geriye sürüklenmeyi bekliyoruz ki…

Sizce de uyanmanın zamanı gelip geçmiyor mu? Birlik, beraberliğin hayatımızda en önemli olgu olan, insan olma erdemini pekiştirdiği realitesini daha ne kadar göz ardı edebiliriz…

En küçükten en büyüğe biriz- biziz olgusunu aşılamak boynumuzun borcudur; ancak bu oluşumu bozmaya, inanışlar arası farklılıklarımızı çeşitliliklerimizi kusur bilip nifak sokmaya çalışanlar da olabilir.

Biz ancak birlikte olursak var oluruz. Ancak bir olursak hür oluruz. Yolumuzda, özümüzde bir insanoğlu olma çabasıdır. Yön değiştirmeye ne hacet ki …

 

                                                                                              FİLİZ GÜL

                                                                                  24.08.2011 – ÇORUM ;)

 


  Geri Geri Arkadaşına Yolla Arkadaşına Yolla Yazdır Yazdır Yukarı Yukarı  

Zöhre Durak
Olcay Turan
Seyfettin İlhan

Gonca Özdek Faki

Tüm hakları saklıdır