Design and Programm AWCM Team Corum merkeze bagli Gökköy köyü, Corum, corum köyleri, yemek tarifleri, kiz isimleri, erkek isimleri Çorum, corum köyleri,yemek tarifleri, kız isimleri, erkek isimleri Tüm hakları saklıdır
Site Ana Sayfa
Gökköy Radyosu - ilaç gibi radyo
   19. Ekim 2018, Cuma      
 Ana Sayfa
 İlimiz Çorum
 Köyümüz Gökköy
 Gökköy Derneği
 Duyurular
 Kaybettiklerimiz
 Yaşam ve kültür
 Video-slayt
 Arşiv
Albümler
Yazarlar
Favorilerime Ekle!
  Ana Sayfa > Arşiv >  > 

Murat Ilhan

Megolaman veya Olaman....

Başlık tuhaf geldi değil mi? Bana tuhaf geldi. Niye mi? Lafla peynir yürütme havası içerisindeymiş gibi geldi biraz. Nasıl mı? “Sözde karmaşık laflar edip, özde hiçbir şey söylemeyecek gibi hissettirdi” ya da “Bayağı derin meselelerden bahsedecek gibi geldi”.
                69842   (defa okundu)               

01 Eylül 2007        20:56:26        7201   (defa okundu)     

Murat Ilhan
        

Başlık tuhaf geldi değil mi? Bana tuhaf geldi. Niye mi? Lafla peynir yürütme havası içerisindeymiş gibi geldi biraz. Nasıl mı? “Sözde karmaşık laflar edip, özde hiçbir şey söylemeyecek gibi hissettirdi” ya da “Bayağı derin meselelerden bahsedecek gibi geldi”.

            Ama bunların hiçbiri değil aslında düşündürmek istediğim. Düşündürmek istediğim megaloman olmanın veya megaloman olmaya çalışmanın ne kadar zor ve ne kadar kolay olduğudur. Megalomanlığın kapsamı çok büyük; çok bilmişlik, olmayan vasıfları kendi üzerinde barındırma hissi, kendinden başka her şeyi değersiz görme, gibi, gibi, gibi. Bu özellik insanlara özgü ve öğrenmeyle ilgili değil bence. Öğrendiğini yanlış uygulama da değil, Gördüğünü, görmek istediği gibi görme. Gördüğünü gözünde büyütme. İçinde inanç yok, zorla dayatılmış bir büyüklenme, sonu da yok. Kendi beynini kendine mahpushane yapma. Ve cezasını da müebbetle ilam etme. Sonu olmayan bir gidişat. Objektif gözlerde, subjektif bir yalnızlık. Bencillik belki de. Paylaşmanın temel alınmadığı çıkarlar dünyasında kökü ta Sigmund Freud’un o başından beri dile getirdiği kadın erkek ilişkilerine kadar devam eden bir yalnız kalışlık. Ömür boyu da erişilemeyecek kurgular dünyası.

            Belki biraz karmaşık oldu ama başka türlüde bu kavramı anlatmayı beceremedim. Megalomanlık insanı bireyselleştirmeye doğru götürmektedir. Bireyselleştirmekteki kasıt, bencilliktir. Başkalarını hor  görme, başkalarına özenme, başkalarından uzak durma, başkalarına yakınlaşmak için çaba sarfetme insanın bencilliğinden kaynaklanmaktadır. Bencil insan yalnız insandır. Bencil bir insanın etrafında çok sayıda insanın olması, onun çok sayıda dostu olduğu anlamına gelmez. Bencil insan çabuk unutulur. Bencil insan çabuk harcanır. Onu harcayanda kendi gibi bencil bir yapıya sahiptir. Yakın zamanda duyduğum bir terim var “Teflon adam”. Çok hoşuma gitti bu laf; İçindekini yakan ama kendine zarar vermeyen kişiler için kullanılıyormuş. Yani dünyayı kendi etrafında döndüren insanların, dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanan insanlardan nasılda faydalandığını bana göre ne güzelde isimlendirmişler. Bugün gençlerimize, çocuklarımıza ve hatta büyüklerimize büyük bir çoğunlukla kötü örnek teşkil eden insanların, bu teflon adamların tezgahından geçtiğini açıkça düşünebiliriz. Çok sayıda genç kızın hayallerini süsleyen manken gruplarının kısa bir süre zarfında nasıl harcandıklarını ve bu teflon adamlar elinde nasıl yok edildiklerini rahatça gözlemleyebiliriz. Yine kendi çıkar dünyasında üç beş m2 lik yer işgal eden, kendini küçücük dünyasında dünyanın hakimi gibi zanneden küçük mafya kırıntılarının her gün manşetten büyük balık küçük balığı yutar misali kör kurşunlara kurban gittiklerini görmekteyiz. Küçük işler yaparak büyük iş adamı olduklarını iddia eden sermaye sahiplerinin kendi kabuklarına sığmayarak, dost düşman her türlü şirketlerle nasıl pazarlıklar içerisine girdiklerini görmekteyiz. Holdinglerin tröstleşme çabalarını, güzel kızların Model of the World olma çabalarını, Hastanelerin Mega ön ekli yeni isimlerle piyasaya çıkmalarını, marketlerin Mega olma yolunda nasıl çaba sarf ettiklerini, starların mega Showlarda nasıl geyik muhabbetleri sergilediklerini gibi gibi gibi. Sürekli bir megalaşmak peşindeyiz. Megalomanlık eşittir bencilliğe tekabül etmektedir.

            İnsanların bu tür davranışlarını, sürekli birilerin yerinde kendilerini görme gayretlerini sadece gelir düzeyine ve geçim sıkıntısına bağlamak doğru olmaz. Çünkü verdiğimiz örneklerde zenginlerin de aynı çaba içinde olduklarını görmekteyiz. Bence sorun, toplumsal kültürel değerlerin yeterince olgunlaşmasına müsaade edilmemesinden kaynaklanmaktadır. Toplumun asırlardan bu yana gelen ve her geçen yıl kendine yeni kazanımlar sağlayarak büyüyen kültürel mirasının şekillenmesinde, son elli yıldır büyük güçlerin önemli darbeleri olmuştur. Topluma çağdaşlık diye sunulan çoğu şey bugün toplum için zarar verici hale gelmiştir. İnsanların neleri düşünmesi gerektiği, neleri öğrenmesi gerektiği ve nelerden zevk alıp nelere özenmesi gerektiği bu teknolojik ürünler vasıtasıyla öğretilmiştir. İnsanın megaloman olabilmesi için bile var olan kriterleri bunlar belirlemiştir. En basitinden televizyon örneği açık ve seçik ortadadır. Haber izlemek istiyorsan, belirli bir grubun derlediği haberler haricinde hiçbir şeyden haberin olamaz. Kendine elbise alacaksan, belirli kanalların reklamını yaptığı elbiselerden başka elbise alamazsın, çünkü kaliteli! Değildir. Film izleyeceksen, film kadar da reklam izlemek zorundasın. Modayı takip ediyorsan, dizideki oyuncuların giydiği kıyafetlerin ve taktığı takıların aynısını ne edip ne yapıp almalısın. Daha hangisini anlatayım ki.  Megaloman olmak için bile örnek aldığın kişileri bunlar yaratmakta ve senin erişilmezliğin ortaya çıkmaktadır. Çünkü senin örnek aldığın kişilerden binlerce var ve seninle birlikte bu kişileri örnek almak isteyen milyonlarca kişi var. Hayali bir kurmaca ve hayali bir senaryo ile milyonları ekran karşısına geçiren bir grup var. Bu hayali gerçekle karıştırarak bu kurmacalar karşısında göz yaşı dökmekten bile çekinmeyen  çok sayıda insan var.

            Hepimiz hayaller dünyasındayız ve günlük olarak birilerine özenmekteyiz. Bu özentimiz abartı olduğu sürece megalomanlığa dönüşmekte, abartı olmadığı sürece de içine kapanık, sadece ve sadece hayal dünyasında yalnızlığa yitilmiş kimsecikler haline dönüşmekteyiz. Bizim kimseye benzemeye ihtiyacımız yoktur. Ama bizim güzel davranışlardan, hoş sohbetlerden ve tatlı tartışmalardan örnek almaya ihtiyacımız vardır. Aynayı yüzümüze tuttuğumuzda sadece ve sadece kendimizi görmeliyiz. Eğer aynanın karşısında başka birini görüyorsak biz biz değilizdir artık. İnsan kendini, ancak kendi gücünün farkına vararak var edebilir. Bugün birine benzemeye çalışan ertesi gün diğerine benzemeye çalışacak. Bugün saçını dik tarayan bir genç, ertesi gün yan tarayacak, ertesi gün arkaya tarayacak, ertesi gün tren yolu açacak, ertesi gün boyatacak ve inanın ertesi gün sonrası kafasında bırak şekil vermeye tutmaya saçı kalmayacak. Biraz kendimiz olma zamanı geldi de geçiyor. İnsanlık bilincimizi kaybetmeden, kimseye özenip, kimseyi küçük görmeden, kendi kalkınmamızı kendi gücümüzle sağlayarak, birilerinin dış görünüşlerine özenmek yerine birilerini bizim iç görünüşümüze, hal ve hareketlerimize özenmesini sağlamak için çaba sarfetmeliyiz.

            İnsanı, insan gibi görmek temel felsefesinden ayrılmamak dileklerimle…

 


  Geri Geri Arkadaşına Yolla Arkadaşına Yolla Yazdır Yazdır Yukarı Yukarı  

Arşiv
Murat Ilhan

Megolaman veya Olaman....
 
Tüm hakları saklıdır