Design and Programm AWCM Team Corum merkeze bagli Gökköy köyü, Corum, corum köyleri, yemek tarifleri, kiz isimleri, erkek isimleri Çorum, corum köyleri,yemek tarifleri, kız isimleri, erkek isimleri Tüm hakları saklıdır
Site Ana Sayfa
Gökköy Radyosu - ilaç gibi radyo
   19. Ekim 2018, Cuma      
 Ana Sayfa
 İlimiz Çorum
 Köyümüz Gökköy
 Gökköy Derneği
 Duyurular
 Kaybettiklerimiz
 Yaşam ve kültür
 Video-slayt
 Arşiv
Albümler
Yazarlar
Favorilerime Ekle!
  Ana Sayfa > Arşiv >  > 

Murat Ilhan

Mutlulugun Resmi

Mutluluğun resmi veya resmi mutluluk. Büyük ozan yıllar öncesinde ne zor bir istekte bulunmuş, Ressam Dino’dan. Kendi mutluluk şablonundan örnekler vererek, bizimde bu örneklere hayır diyemeyeceğimizi bilerek…
                75027   (defa okundu)               

01 Şubat 2009        11:27:02        4761   (defa okundu)     

Murat Ilhan
        

MUTLULUĞUN RESMİ
 
 
Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin? 
işin kolayına kaçmadan ama 
gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil 
ne de ak örtüde elmaların 
ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolaşan kırmızı balığınkini 
Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin? 
1961 yazı ortalarındaki Küba'nın resmini yapabilir misin? 
Çok şükür çok şükür bugünü de gördüm 
ölsem gam yemem gayrının resmini yapabilir misin üstad? 

 

 Nazım Hikmet

 

            Mutluluğun resmi veya resmi mutluluk. Büyük ozan yıllar öncesinde ne zor bir istekte bulunmuş, Ressam Dino’dan. Kendi mutluluk şablonundan örnekler vererek, bizimde bu örneklere hayır diyemeyeceğimizi bilerek…

            Mutluluğun resmi adı altında, tekdüze medyada, tekdüze resimler çıkmaya başladı son zamanlarda. Bir de utanmadan büyük puntolarla “İşte mutluluğun resmi çizildi” diye yazılmakta. Mutluluğu bile dayatmacı bir şekilde kabullenmemiz istenir oldu, şu günlerde. Mutluluk birden bire gelişir ve bir nedene bağlıdır. İnsanın kafasında sevinç ünlemi oluşturmayan hiçbir olay, mutlulukla sonuçlanmaz. Her insanın dünyayı algılaması farklıdır ve yine her kişinin mutluluk anlayışı da çeşitlidir. Yıllar önce portrelerde resimleşen insanlık, son zamanlarda hayat arenasında resmileşmeye başlamadı mı? Hayatın yükü altında ezilen biçare kesimin, yüzündeki ciddiyeti gözlemlememiz çok mu zor. Mutluluğu sadece sırıtmak olarak algılayan düşünce yoksulu insanların gülüşlerindeki sahteciliği ayırt etmekte mi zor?

            Mutlanmak, mutlu olmak, mutsuz olmak, umutlanmak, umutsuz olmak, etimolojik araştırmasını yapmadım ama sanırım hepsinin kökü “mut” tan gelmekte. Mut’un gücü çok fazla. İnsan her şeyden önemlisi bu mut’un olumlusunu kendine çevirmek için uğraşmakta. Mut’un olumlusunu kendine çevirebilmek içinde hayatta bir çok bileşene aynı anda sahip olmak gerekli. İnsanın temel uğraşısı bu. Mutluluğu yakalamak için gidilen her yol mubah algılayışı yerleşmiş. Atılan her adım, yaşanan her gün, kazanılan her para, tanışılan her dost, mutluluğumuzu yüceltmekten başka bir şey değil midir?

            İnsanın soyut dünyasının sınırları çok geniştir. Kendini dünyadan soyutlamış insanların iç dünyası hakkında fikir yürütebilmek ise tartışılamaz derinliktedir. İnsanların umutları yeşerdiği oranda mutluluğu yakalıyor. Hayat umuttan ibaret. İnsanların umutlarına, hayallerine müdahale etmekten acımasız ne ola ki dünyada.  Dünya, umutların gerçeğe dönüştüğü oranda, dünyamız olmuyor mu. “… duyunca, dünyalar benim oldu” diye boşuna mı haykırıyoruz.

            Mutluluk para ile satın alınamayacak bir sahiptelik. Her şeyin altın anahtarı. Ket vurulamayacak bir duygu. Sende olunca güzel, başkalarının mutluluğu seni de mutlu ediyorsa, bu daha da güzel. Herkes bir başkasının mutluluğu için uğraşsa, inanın dünya başka bir dünya olur. Mutluluğa sahip olabilmemiz için kendimizi bilmemiz yeterli. Kendi gücümüzü, etrafımıza yansıtmak, kendi sahipteliklerimizi etrafımızla paylaşmak mutluluğun en önemli anahtarı değil mi.

            Belirttiğimiz gibi insanların mutluluğa hasretleri var. İnsanlar başkalarının satın aldığı mutluluklarla yaşamak istemiyor. Umutsuzluk içinde umut arıyorlar adeta mum ışığıyla. Günümüzde bir karamsarlık, bir şaşkınlık, bir sonunu görememezlik, bir kafası karışmışlık, bir zoraki bencillik, bir kendine güvensizlik, bir ne dediğini bilememezlik, bir ne oldum delisilik gibi, birleri çoğaltarak dünyayı yaşanılası olmaktan çıkarır hale gelmiş insanlık. Bir güvensizlik ortamı var, bir etik problemi yaşanıyor.

            Tüm bunların kökeninde mutsuzluk yatmıyor mu? Rahatsız olmak yatmıyor mu? Dediğim gibi mutluluğu tek taraflı düşünmemek gerekir. İnsan tek başına mutlu olamaz, illaki ya başkasının size yaptığı bir davranıştan yada sizin başkasına yaptığınız bir davranışın neticesinden mutluğu kazanırız. İnsan hayatı ikili ilişkilere dayanır. Tek başına insan edilgendir. Birileriyle etkileşime geçtikçe etkinleşir. Yani işin özü, birlikteliğe varmaktadır. Birlikte olan insanlar, birlikte olan toplumlar inanın mutludurlar. Çünkü bir umutları vardır, bir paylaşımları vardır. Onları bir araya getiren, bir umuda bağlayan, dayanışma ve kardeşlik çatısı altında toplayanda insanlardır. Bu yüzden şair şu dörtlüğü dile getirmiştir.

 

            Ellerin Kabe’si var,

  Benim Kabe’m insandır,

            Kur’an da kurtaranda

            Dünyayı insanlardır

 

  1.             Sevinçlerimizi paylaşabilmenin tek yolu bir olmamızdan, iri olmamızdan ve diri olmamızdan geçer. Abidin Dino’da bunun farkındadır, Nazım Hikmet’te. Bu dünyada,   hiçbir etnik, hiçbir din, hiçbir mezhep, hiçbir kusur görmeksizin yaşabiliyorsak, düşünceye, inanışa saygı duyabiliyorsak, yardım elimizi yardıma muhtaç dostlarımıza ulaştırabiliyorsak ve kin, nefret, ihtiras duygularımızı bastırabiliyorsak, ne mutlu bize….

 

 

            El gövdede kaşınan yeri bilir,

   Dert bizde, derman ellerimizde..

                                               13.02.2009*


  Geri Geri Arkadaşına Yolla Arkadaşına Yolla Yazdır Yazdır Yukarı Yukarı  

Arşiv
 
Murat Ilhan

Mutlulugun Resmi
Tüm hakları saklıdır