Design and Programm AWCM Team Corum merkeze bagli Gökköy köyü, Corum, corum köyleri, yemek tarifleri, kiz isimleri, erkek isimleri Çorum, corum köyleri,yemek tarifleri, kız isimleri, erkek isimleri Tüm hakları saklıdır
Site Ana Sayfa
Gökköy Radyosu - ilaç gibi radyo
   19. Ekim 2018, Cuma      
 Ana Sayfa
 İlimiz Çorum
 Köyümüz Gökköy
 Gökköy Derneği
 Duyurular
 Kaybettiklerimiz
 Yaşam ve kültür
 Video-slayt
 Arşiv
Albümler
Yazarlar
Favorilerime Ekle!
  Ana Sayfa > Köyümüz Gökköy >  > 

İz bırakan olaylar

Kimi olaylar toplumun belleğinde yer edinir. Köyümüzün gelişiminde önemli dönem noktası olarak nitelebileceğimiz olaylardan bir kaçı..
                71149   (defa okundu)               

Şişiğin mal davası

Köyün çeşitli mevkiinde bulunan toplam 60 dönümlük bir arazi yüzünden açılan mal davasıdır. Davada verasetçilerin çok olması ve hepsinin biraraya gelememesi yüzünden davanın 35 yıl sürdüğü, davacılardan Ali Aydın'ın ölümü üzerine dava düşerek söz konusu malın davalılara kaldığı ancak yapılan masrafın da malın değerini geçtiği söylenmektedir. Davanın davacıları: Ali Aydın ile Mehmet Özden ve başka köylere giden varis kızları, davalılar ise İbraihim Durak, Hüseyin Özdemir ve Ali Çelik'tir

Kömür ocakları

Ülkede insan gücüne ihtiyaç duyulduğu günlerde askerler köyleri gezerek, eli iş tutacak durumda olanları, kömür ocaklarına çalışmaya götürürlermiş. O günlerde köyümüzden kömür ocaklarında çalıştırılmak üzere götürüldüğü tespit edilebilenler şu kişilerdir: Ali Kalkan, Garip Durak, Ali Aşkın, Halil Görücü, Hüseyin Yaman, Mehmet Öncül, Ahmet Özkan, Hasan Tarım, Hüseyin Özdemir, Bekir Bektaş ve İbrahim Taşın.

Ağa'nın bağ

Köylü inançları ve gelenekleri doğrultusunda, imece usulü ile köyün güney batısı ile güneyi sınırında bulunan, boş bir yeri 40 çiftlik bir bağ yaparak, Sungurlunun Yazır Köyünde ikamet eden, Selami ULUSOY’un (Paşa Dede) babası Haydar AĞA’ya verirler. Köylü her yıl burayı, davul zurna eşliğinde deper, bıdar, hasat zamanı hasatını yapar. Bağın yanında bulunan Kelik denilen Bağ Evinde pekmezler kaynatıp, pekmezleri köyden topladıkları eşeklerle Yazır'a götürerek, Haydar Ağaya teslim ederlermiş. Taa ki Haydar Ağanın oğlu Paşa Dede kızı Camile’yi, Halil ARAT’ın oğlu Ali Rıza’ya verene kadar. Bunun üzerine köylü nasıl oluyor da Dede kızını bir talibin oğluna verebiliyor diye, bağa bakmaz. Paşa Dede’nin oğulları Fevzi ve Kasım Dede bağlar bakımsız kalınca bağı satışa çıkarırlar. Köylü bağları satın almak istemez. Dedelerin ısrarı üzerine, biraz da hatıra binaen bağları almak isteyenler olur. Bunun üzerine, bağı beşer hisselik iki kısma ayırırlar. Çanşa kısmını, Kara Ali’nin Memo’ya (Mehmet ERKUL), Haşeri’nin Koruk (Hüseyin GÜL), Haşeri’nin Koruğun Oğlu İsmo’ya (İsmail GÜL), Ahmet BEKYOL’a ve Tıyıs (Hasan AŞKIN’a), ormanlık kısmının iki hissesini Kasım’ın Hasan’a (Hasan ŞAHİN), birer hissesini; Cafer’in Ali’ye (Ali ERÇİN), Guguğun Ahmet’e (Ahmet BEKYOL) ve Topal Beko’ya(Bekir TEKİN) cüzi bir para karşılığında verilir. Bunun üzerine diğer köylüler bu bağda bizimde hakkımız var. Bizde isteriz.! diye karşı çıkınca, satın alanlar baskın çıkıp, diğerlerini sustururlar. Yakın zamana kadar bu bağlar, bu insanlar tarafından iyi bir geçim kaynağı olarak değerlendirildi. Şimdi ise “Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur” sözünün doğruluğuna birer örnek görünümündeler..

Şimdi O meşhur Ağanın Bağ yalnızca anılarda kalıp, gelecek kuşaklara anlatılacak bir hikaye malzemesi olarak yaşıyor.

Arabın öldüğü dere

Bölge olarak Eski Köyü Kara Baba'ya bağlayan sarp yamaçlara sahip, küçük; küçük olduğu kadar da ıssız, geceleri çok korkunç görünümdeki deredir. Devletten kaçan, kalkının deyimiyle, vurucu. kırıcı, çalıcı eşkiyalar köy halkından Arap isimli şahsı. bu derede öldürdükleri için köylüler tarafından buraya Arabın Öldüğü Dere ismi verilmiştir.

Gıdı Halloğun Hüseyin

Köyün yüksekte olması nedeniyle köyde kışlar şiddetli geçemiş. Bu nedenle, kışın küçükbaş hayvanlar, köyün güneyinde ve daha sıcak olan Öz mevkiinde otlatılırmış. Şiddetli kış şartları dikkate alındığında, Otlakla köy arasındaki mesafenin uzun olması nedeniyle, hayvanlar akşamları köye getirilmez, Gece kuşu Mağarası ile Alaişinmağrasının yanında bulunan TONGANIN MAĞARADA barındırılırmış.

Yıl takriben 1925, aylardan Şubat’ın ikinci yarısı kışın tam ortası; Düven köyünden nişanlı askerliğini yapmamış gencecik bir delikanlı olan Gıdıhalloğun (Halil Alper’in) oğlu Hüseyin, Tonganın Mağara’da köyün hayvanlarını barındıran çobana azık götürmek üzere, görevlendirilir. Delikanlı köyden aldığı azığı çobana götürür. Hemen köye dönmek ister. Fakat tecrübeli çoban mevsimin ve havanın durumunu dikkate alarak, Hüseyin’i uyarır. Oğlum hava müsait değil.! Bu akşam köye gitme.! Burada kal.! der. Ama Hüseyin, çobanın teklifini hafife alır. Çünkü köyün dini geleneklerine göre o gün için, köyde yapılmakta olan görgüye katılması gerektiğini ileri sürer. Bu talebindeki ısrarı sonucunda köye gelmek üzere, çobanın yanından ayrılır. Mevsimin kış olması nedeniyle köye ulaşılabilecek kısa mesafeli yerler karla kaplıdır. Tonganın Mağara’nın bulunduğu yerin üstü ardıç ağaçları ile kaplı olması nedeniyle fazla kar durmaz kısa sürede erirmiş. Bunun için bu bölgeye aldanarak yamaçları takip ederek, köye gelmek ister. Çobanın yanından ayrılarak bu yamaçlarda hayli bir yol aldıktan sonra, kar yağmaya başlar. Bu arada da hava kararır. Kar şiddetini artırır ve tipiye çevrilir. Hüseyin’de tamamen mecalsiz kalır. Kendine siper edinecek bir yer bularak gizlenir. Soğuk ve yorgunluğun verdiği rehavetle oracıkta uyur. Tabiatta burada acımasız yüzünü Hüseyin’e göstererek, üzerini karla örter.

Köyde görgüden çıkan ve karın yağdığını gören halk Hüseyin çobanın yanında kalmıştır diyerek, Hüseyin’in gelmeyişini fazla önemsemez. Fakat sabah olup yine gelmeyince, köylüyü bir telaş sarar ki hemen aramaya başlarlar. Tüm köylü tam 17 gün boyunca ararlar. Ararlar ama onca aramalara karşın bir iz bulamazlar. 17 gün sonra sarı yel esmeye başlar. Bunun üzerine köylü bu yel karı hayli eritti diyerek, tekrardan Hüseyin’i aramaya çıkarlar. Köye 1,5 - 2 km mesafede bulunan yukarı Cihezlik mevkiinde ki bir cılga üzerinde cesedini bularak köye getirirler. Köylü o gün, bu gündür, kışın şiddetli gününü, Gıdı Halloğun oğlunun öldüğü gün, hafiflediğinde ise Gıdı Halloğun oğlunun bulunduğu gün diye takvim belirleyerek, mevsimin şiddetini belirlerler.


  Geri Geri Arkadaşına Yolla Arkadaşına Yolla Yazdır Yazdır Yukarı Yukarı  

Köyümüz Gökköy
 
İz bırakan olaylar
Tüm hakları saklıdır