Design and Programm AWCM Team Corum merkeze bagli Gökköy köyü, Corum, corum köyleri, yemek tarifleri, kiz isimleri, erkek isimleri Çorum, corum köyleri,yemek tarifleri, kız isimleri, erkek isimleri Tüm hakları saklıdır
Site Ana Sayfa
Gökköy Radyosu - ilaç gibi radyo
   16. Ekim 2018, Salı      
 Ana Sayfa
 İlimiz Çorum
 Köyümüz Gökköy
 Gökköy Derneği
 Duyurular
 Kaybettiklerimiz
 Yaşam ve kültür
 Video-slayt
 Arşiv
Albümler
Yazarlar
Favorilerime Ekle!
  Ana Sayfa > Köyümüz Gökköy

Gökköy'de çocuklara ad koyma ve adların gizemi

Gökköy'de de çocuklara verilen adlar.. Durak, Dursun, Yaşar, Satı, Satılmış ve Deniz, Özgür, Uğur, Aydın, Can, Dilek, Özlem, Yeliz, Damla...
                69453   (defa okundu)               

Her toplumda çocuklara ad verilirken kimi etkenler rol oynamakta, yazıla olmayan kimi kulalar etkili olmaktadır. Köyümüzde de çocuklara verilen adlar aynı doğrultuda olmuştur. Bağlı bulunan kültürün büyükleri, aile büyükleri, yaşanan olaylar, tanıdık önerileri, hepsinden de önemlisi yaşanan yılların her türlü koşulları (ekonomik, toplumsal, siyasal vb) verilen isimler üzerinde belinleyici olmuştur. Çocuklara isimleri konulurken herhangi bir törenin yapılıp yapılmadığı konusunda bir bilgim yok. Köyümüzde geçmişten günümüze değişen konulan isimlerin hepsini tahlil etmekten çok önemli ve ilginç gördüklerime vurgu yapmakla yetineceğim.

Toplumlarda çocuğa verilen genel geçer isimler dışında, o günlerin yaşama koşulları ve inancı gereği konulan, ilginç olduğunu düşündüğül isimler ve gerekçelerini vereceğim.

Yakın yörelerimizde olduğu gibi köyümüzde de sağlık koşullarının iyi olmadığı, bu nedenle de çocuk ölümlerinin çok olduğu dönemlerde kimi isimlerin sıkça konulduğunu görmekteyiz. İşte bunlara birkaç örnek : Durak, Duran, Dursun, Yaşar... (O dönemlerin sağlık koşulları çocukların yaşamasının önündeki en büyük engel olduğundan, onları hastalıktan koruyacak düzenli bir ortamın olmaması, sağlık hizmetinin verilememesi dolayısıyla, onlar da bu sorunu dilekle çözmeye çalışmış ve çocuklarına bu isimleri vermiştir.Yani onlar istemişlerdir ki, yavrusu, dursun, yaşasın, göçmesin öbür dünyaya bu dünyada duran olsun. Burada dikkat çekici bir noktayı da vurgulamakta yarar var, o da bu isimlerin büyük çoğunlukla erkek ismi olması. Bu da o günün ataerkil aile yapısının ocağı tüttürme anlayışının bir etkisi olsa gerek. )

Hemen hemen aynı gerekçelerle konulan özellikle iki isim köyümüzde sıkça kullanılmıştır: Satılmış, Satı.... Özellikle başka yörelerdekiler bu isimleri kimi zaman onur kırıcı olarak görürler. Türkçe anlamı itibariyle öyle anlaşılıyor. Ancak gerçek anlamı, bu ismin verilme gerekçesi bilindiğide durum açıklığa kavuşacaktır. Yukarıda sözünü ettiğimiz çocuk ölümleri karşısında çaresiz kalan insanlar, hiç çocuğu olmayanlar ya da bir erkek evlat isteyenler, bu amaçla birinin yardımını dilerler. Bunun için kutsallığına inandıkları evliyalara ya da onlara ait türbelere adakta bulunurlar. “ Çocuğum yaşarsa... bir oğlum olursa... bir kızım olursa... sana dört ayaklı bir kurban “ diyerek adak adarlar. Çocuk o evliyaya ya da o tekkeye adanmıştır, yani bir anlamda Satılmış” tır. Çocuk doğduğunda erkekse Satılmış, kız ise Satı adı verilir. Adanan kurban o tekkeyegötürülür, kesilir, dost ve akrabalarla hep birlikte yenilir. Bu isimler oldukça yaygındır, özellikle Satı ( köyümüzde 40’ ın üzerinde) kişinin adıdır. Satılmış ismi biraz daha az. (Bunun en önemli nedeni nüfusa kaydedilirken, nüfus memurunun müdahele etmesiyle değiştirilmiş olmasıdır. Pek çok kişi köyde Satılmış olarak bilinmesine karşın nüfusa Sadık olarak kaydedilmiştir.)

Bu bağlamda başka isimler de bulunmaktadır. Yine aynı şekilde başkaları tarafından pek fazla anlaşılamayan bir isim de Arap’ tır. Bu Arap herkesin bildiği bir ırkın adı olan Arap değil, Yöremizde bulunan Arap Tekkesi’nin Arap’ıdır. Yukarıda sözünü ettiğimiz gibi çocuğu olması, ya da doğan çocuğunun yaşaması için bu evliyaya yanı Arap Baba’ ya adanmışsa onun isimi çocuğa verilirdi. Bu isim de Satılmış isminin nüfusa yazıldığında karşılaştığı güçlüklerle nedeniyle çoğunluğu başka isimle kaydedilmiştir. Ayrıca yanına başka isim verilerek iki isim olarak da kullanılmıştır: Arap Ali, Arap Hüseyin... gibi. Eğer çocuk kız olmuşsa onlara da; Arap Kız, Arap Sultan gibi isimler verilmiştir. Bir başkası da Hüseyin Gazi tekkesi dolayısıyla konulan Gazi ismidir.

Son yıllarda doğan çocuklara, yukarıda sözünü ettiğimiz isimlerin yerine, aynı düşüncenin doğrultusunda Murat ve Dilek isimlerinin verildiğini görüyoruz. Bu ayni geleneğin bir anlamda az bir değişiklikle de olsa devam ettiğini göstermektedir.

Ataerkil toplumlarda ve özellikle tarımla uğraşan kesimde erkek çocuğunun aile içinde ayrıcalıklı bir yeri olduğu yadsınamaz. Bu soyun devam ettirilmesini içgüdüsünün yansıması, yani köylülerin diliyle “ocağın tüttürülmesi“ isteğinin bir sonucuydu. Tarımda çalışacak elemana ihtiyaç duyuluyor olması da bir başka etkendir, erkek çocuğunun tercih edilmesinde. Köyümüzde de erkek çocuğu ailelerce tercih edilir, kiz çocuklarına oranla ailede daha saygın bir yeri olurdu, sözünü ettiğimiz gerekçelerle. Ancak bu kız çocuklarının istenmemesi demek değildi. Bir erkek çocuğunun olması dahi yeterli görülürdü. İşte bu anlayışının bir yansıması olarak köyümüzde bir isim oldukça yaygın olması nedeniyle dikkat çekmektedir : Döndü. Ülke geneline baktığımızda pek fazla tanınmayan, hatta kimi yörelerde hiç kullanılmayan bu isim neyi ifade etmektedir?. Bilim ve teknik günümüzdeki gibi, çocuğun cinsiyetini belirleyecek bir noktada olmadığı yıllarda insanlar isteklerini gerçekleştirebilmek için dilemekten, umut etmekten başka bir çareleri yoktu. Bu nedenle üst üste doğan kız çocuklarından sonra, bir oğlu olmasını çok isteyen aile, yeni doğmuş olan kız çocuğuna Döndü adını verirlerdi. Bu isimle isteklerinin, dileklerinin gerçekleşmesini umarlar, hatta ınanırlardı. Neydi bu istek? Döndü demekle kastettikleri şuydu: Şimdiye kadar kız doğuyordu, artık döndü – daha doğrusu dönsün – oğlan olsun demekti. Bunu diliyor, dahası, böyle olmasını istiyorlardı. Köyümüzde bu tür istekler çok fazla olmuş olmalı ki, yaygın bir şekilde bu ismi vermişler kız çocuklarına. Değinilmesine değer gördüğüm bir diğer saptama da şu isimler : Yeter, Songül, Soner...

Bu isimlerin konulma gerekqesi yine günün koşullarının bir yanssıması olarak karşımıza çıkmaktadır. Doğum kontrol yöntemlerinin bilinmediği o yılarda istenmeyen doğum için de yine aynı yöntem geçerliydi : Dilek ve temenni. Doğan çocukların istenenden fazla olması dolayısıyla, aile Yeter, demekte ya da kendince son olması isteğiyle Songül, Soner isimlerini vermektedir.

Tüm bunların dışında bir başka vurgulamayı yapmakta yarar görüyorum. Daha önceleri yaygın bir şekilde kullanılan Ali, Mehmet, Ahmet, Hüseyin, Mustafa ve Fatma, Fadime, Zeynep,Elif isimlerinin yerini günün koşullarına göre değişen ve dikkat çekici bir şekilde de Türk isimleri almaya başlamıştır : Deniz, Özgür, Uğur, Aydın, Can, ve Dilek, Özlem, Yeliz, Damla...

İsimlerin Türkçeleşmesi yanında dikkate değer bir nokta da, belli isimlerde yoğunlaşma yerine, oldukça değişik isimlerin konulmuş olması.

Hem günümüzün koşulları, hem de Gökköylülerin, kapalı toplum olmaktan çıkıp, dışa açılmaları geleneksel isimlerin yerini yenilerinin almalarına neden olmuştur.. Arap kökenli isimlerin yerine, Türkçe isimlerin tercih edilmesi bir anlamda öze yönelinmesi sözkonusu.

Şurası bir gerçek ki hiçbir kimse adını kendi seçmiyor, seçemiyor. Tıpkı ana ve babasını seçemediği gibi. Ne diyelim Dedem Korkut’un deyişiyle: “Adını ben verdim, yaşnı Allah versin. Adları güzel, bahtları güzel, yaşamları özel olsun, tüm canların.


  Geri Geri Arkadaşına Yolla Arkadaşına Yolla Yazdır Yazdır Yukarı Yukarı  

Köyümüz Gökköy
 
Gökköy'de çocuklara ad koyma ve adların gizemi
Tüm hakları saklıdır